ReactJS'e Giriş
JavaScript HTML CSS Makefile
Switch branches/tags
Nothing to show
Latest commit fa2ad56 Apr 26, 2016 @ustun ustun Merge pull request #1 from mewebstudio/master
typo
Permalink
Failed to load latest commit information.
ornekler remove unused file Feb 11, 2015
.gitignore Ornekleri ekle Feb 11, 2015
README.md typo Apr 26, 2016

README.md

React.js'e Giriş

Sunumlar şu adreste: https://speakerdeck.com/ustun/react-dot-jse-giris

React.js Facebook ve Instagram tarafından geliştirilmiş bir kullanıcı arayüzü kütüphanesidir. Kullanıcı arayüzü geliştirmede MVC, yani model-view-controller (model-görüntü-kontrolcü) tasarım deseni çok fazla kullanılır. React'in temel görevi buradaki View, yani görüntü kısmını düzenlemek olarak düşünülebilir; ama aslında sadece bir görüntü katmanından çok daha fazlasıdır.

Tarihçe

React'in tarihçesinden hızlıca bahsedecek olursak, Facebook Instagram'ı bünyesine kattığında Instagram'ın bir web sitesi yoktu, sadece mobil uygulamaları vardı. Bir web sitesi geliştirmek isteyen Instagram mühendisleri Facebook'un yorumlar, reklamlar gibi bazı bileşenlerinde kullandığı dahili kütüphaneyi kullanmak istedi. Yapılan çalışma sonucu kütüphanenin Facebook kod tabanındaki diğer bağımlılıkları kaldırıldı ve kütüphane 2013 Mayıs'ında JSConf'ta açık kaynak olarak dünyaya tanıtıldı.

React.js'e ilk başta oldukça şüpheyle yaklaşıldı, hatta tanıtıldığı konferansta Facebook'un piyasadaki bütün bilinen doğruları sorguladığı, JS ile HTML'i çorba yaptığı şeklinde alay konusu bile oldu. Ancak sonraki dönemde bu kütüphanenin karmaşık sistemleri basitleştirdiği ve hızlandırdığı birçok firma tarafından fark edildi ve Netflix, Airbnb, Khan Academy gibi pek çok firma arayüzlerinde React.js'e geçti.

Büyük Uygulamalarda Arayüz Geliştirmenin Zorlukları

React'in temel hedefini şu şekilde özetleyebiliriz: Verinin zaman içerisinde değiştiği büyük uygulamaları basit ve hızlı bir şekilde geliştirmek.

Çoğu durumda arayüz geliştirmek oldukça zordur, peki buradaki asıl zorluk nedir? Örneğin sunucu tabanlı bir web sistemi geliştirdiğimizi düşünelim. Veritabanından verileri çektik, daha sonra bir taslak, yani template aşamasından geçirip HTML çıktısını oluşturduk. Çoğu uygulamada, örneğin PHP'de, Django'da ya da Rails'te bu oldukça kolay bir işlemdir. Bu işlemi veriyi alan ve sonuç olarak HTML üreten bir fonksiyon olarak soyutlayabiliriz.

Halbuki işler istemci tabanlı, yani clientside bir arayüz geliştirmeye geldiğinde oldukça zorlaşır. Buradaki zorluğun sebebi kullanılan dil olan JavaScript midir?

Aslında birkaç yıl öncesine kadar çoğu kişinin kanısı bu yöndeydi. Bilindiği gibi JavaScript dili Brendan Eich tarafından yalnızca 10 gün içinde, deyim yerindeyse yangından mal kaçırırcasına tasarlanmış bir programlama dili. Bu nedenle dilde hala giderilmeye çalışılan bazı hatalar ve gariplikler var.

Ancak Douglas Crockford'un JavaScript the Good Parts kitabında anlattığı üzere bu 10 gün içerisinde Brendan Eich, görüntü olarak C'ye benzese de altında bir Lisp yatan, çok esnek, fonksiyonel bir dil yaratmıştı. Zaten dildeki hatalar da CoffeeScript, ES6 gibi diller aracılığıyla ve underscore gibi fonksiyonel kütüphaneler sayesinde zaman içerisinde oldukça azaltıldı.

Peki arayüz geliştirmedeki ana zorluk dil değilse nedir? Büyük uygulamaları incelediğimizde ve sunucuda oluşturulan arayüzleri tarayıcıdaki arayüzlerle karşılaştırdığımızda asıl zorluğun zaman içerisinde değişen veri yönetimi olduğunu görürüz. Sunucu taraflı bir uygulamayı düşünelim, veriyi veritabanından çektik, taslağa gönderdik. Bu esnada veriyi aslında değişmeyen bir yapı olarak düşünebiliriz.

Ancak istemci tarafında işler bu şekilde ilerlemez. Diyelim kullanıcı tarayıcıyı açtı, uygulamayı başlattı; işte bu noktadan sonra uygulamadaki veri sürekli değişim halindedir ve uygulamadaki görüntü ile verinin senkronizasyon sorunu başlar. Hele aynı veri görüntünün birden fazla yerinde gösteriliyorsa işler daha da karmaşıklaşır.

Örneğin bir chat uygulaması düşünelim. Şu an çevrimici olan arkadaşlarımızı ve toplam kaç arkadaşımızın çevrimiçi olduğunu göstersin. Diyelim ki bir arkadaşımız daha çevrimiçi hale geldi. Burada herhangi bir arayüz kütüphanesi kullanmıyorsak yapmamız gereken iki değişiklik var: Öncelikle yeni gelen arkadaşımızın ismini listeye eklemeli, daha sonra da tepedeki arkadaş sayısını bir artırmalıyız. Yani bir anlamda görüntüde kısmi bir değişiklik, bir yama yapmalıyız. Bu basit bir örnek gibi görünse de arayüz geliştirmedeki sorunların birçoğu işte bu veri ve görüntü arasındaki köşe kapmaca yüzünden yaşanmakta; veri değiştiğinde programcı görüntüdeki bir veri değiştirmeyi unutmakta.

React'in Temel Felsefesi: Görüntüyü her seferinde yeniden oluşturmak

İşte bu noktada React'in arayüz oluşturmadaki birinci ve temel felsefesi devreye giriyor: Verideki her değişimde görüntüyü yamamak yerine sil baştan oluşturalım. Yani görüntü yapacağımız değişiklikleri düşünmek yerine sadece veride bir değişiklik yapalım, görüntü sanki sayfayı yeniden yüklemişiz gibi sıfırdan oluşturulsun. Bu şekilde veri ve görüntü arasında hiçbir zaman bir anlaşmazlık olmasın.

Tabii kulağa çok hoş geliyor, ama bu konuda kafanızda bazı soru işaretleri olmuş olabilir: Diyelim 100 kişilik bir listemiz var, veriye bir kişi daha ekledik, 101 kişilik yeni bir liste oluşturmamız gerekmekte. Bunu naif bir şekilde yaparsak, elimizde halihazırda bulunan 100 kişilik listeyi çöpe atacağız ve sıfırdan 101 kişilik bir liste oluşturacağız. Bu oldukça yavaş olmaz mı?

React'in kütüphane olarak devreye girdiği yer tam da bu nokta. React, kullanıcı olarak sizin sadece veriye ve o verinin nasıl görüntüleneceğine odaklanmanızı sağlarken arkaplanda görüntüdeki değişimin en etkin biçimde yapılmasını sağlamakta. Yani 101 kişilik yeni listeyi oluştururken sizin yerinize görüntüde yapılması değişiklikleri hesaplamakta ve sadece bu değişiklikleri görüntüye uygulamakta. İşte React'in bunu yaparken kullandığı yönteme de sanal DOM (virtual DOM) diyoruz. React görüntü elemanlarını sanal DOM adı verilen bir veri yapısında tutuyor ve değişiklik olduğunda bu veri yapısını güncelleyerek görüntüde toplu değişiklikler yapiyor. Bu yöntemle React verideki değişiklikler sonucunda optimum olarak hangi HTML elemanlarının eklenip çıkarılacağına kendisi karar veriyor.

Dolayısıyla React'in birinci temel kuralını şu şekilde özetleyebiliriz: Kullanıcı temel olarak arayüzün arkasındaki veri yapısına ve değişikliklerine odaklanmalı ve bu verinin nasıl görüntüleneceğini yalnızca bir kez tanımlamalı.

React'in İkinci İlkesi: Bileşenler

Şimdi gelelim React'in ikinci temel ilkesine. React'e göre arayüz geliştirirken temel hedefimiz aslında bileşen oluşturmak olmalı; yani elimizdeki arayüzü bileşenlere ayırmalı ve bileşenler cinsinden analiz etmeliyiz. Elimizde halihazırda bir HTML taslağı olduğu düşünelim, örneğin bir adres defteri. Bunu gerçekleştirmek için bunu küçük bileşenlere ayıralım. Örneğin tepedeki bileşen bir arama bileşeni, aşağıdaki her bir harfe ait kişiler bir Sayfa bileşeni, her bir adres satırı ise birer Adres bileşeni olarak düşünülebilir.

İşte bu yaptığımız temelde bir soyutlama işlemi, elimizdeki küçük Lego bloklarından daha büyük Lego blokları yapıyoruz ve en nihayetinde en büyük Lego bloku olan uygulamamızı kuruyoruz.

Bunu programlamada birden fazla cümleden fonksiyon oluşturmaya benzetebiliriz. Bu fonksiyonları kullanan yeni üst fonksiyonlar oluşturduğumuz gibi bileşenleri kullanan üst bileşenler oluşturabiliriz. Bu şekilde elimizde yeniden kullanılabilir (reusable), birbiri içine geçebilen (composable), nasıl kullanılacağı tanımlanmış küçük ve hatasız birimler oluşacak. React terminolojisinde temelde kullanılan bu yapıya component, yani bileşen denmekte.

Basit Bir Bileşen: MerhabaDunya

Bileşenlerin nasıl oluşturulduğuna ve kullanıldığına bir örnek verelim. Bir React component'i oluşturmak için React.createClass metodunu bir nesne (object) ile çağırıyoruz. Bileşenin nasıl görüneceğini de bu nesnenin render metodunda tanımlıyoruz. Mesela, MerhabaDunya adında bir bileşen tanımlayalım.

var MerhabaDunya = React.createClass({
  render: function () {
    return <div>Merhaba Dunya</div>;
  }
})

Burada React aslında sadece JavaScript dilini kullanıyor, herhangi bir taslak dili değil bu. Normal JavaScript'ten tek farkı JSX adında HTML sözdizimine benzeyen yapıları kullanmamıza izin vermesi. JSX isteğe bağlı kullanılan bir araç, tek yaptığı bu sözdizimi alıp bu etiketleri JavaScript fonksiyonlarına çevirmek. Yani <div>Merhaba Dünya</div> deyimini React.createElement("div", null, "Merhaba Dünya") fonksiyonuna dönüştürmekte.

Bu bileşeni tanımladıktan sonra sayfamızda göstermek için sayfada halihazırda bulunan boş bir elemana monte etmemiz gerekmekte. Bunun için de React.render komutunu kullanmaktayız, örneğin bu bileşeni body elemanına monte etmek için React.render(<MerhabaDunya/>, document.body) kullanıyoruz. Monte edeceğimiz eleman body yerine sayfada bulunan başka bir HTML elemanı da olabilirdi.

Gördüğünüz gibi HTML'de tanımlı olan div bileşenini kullanarak MerhabaDunya adında yeni bir bileşen oluşturduk ve artık bunu sanki HTML'de bu şekilde bir bileşen varmış gibi kullanabilmekteyiz.

Karmaşık Bir Bileşen: Selamlama

Şimdi bu işlemi bir adım ileri götürelim, bu basit bileşeni kullanarak daha büyük bir bileşen oluşturalım. Örneğin, iki kere "Merhaba Dünya" diyecek bir Selamlama bileşeni oluşturalım. Selamlama adlı bileşeni oluşturmak için yapmamız gereken React.createClass içerisine MerhabaDunya bileşenini iki kez kullanan bir render metodu yazmak. Daha sonra Selamlama bileşenini yine React.render ile body elemanına monte edebiliriz.

var Selamlama = React.createClass({
  render: function () {
    return (
      <div>
        <MerhabaDunya/>
        <MerhabaDunya/>
      </div>)
   }
})

Gördüğünüz gibi artık MerhabaDunya bileşenini başka bir bileşen içerisinde yeniden kullanabiliyoruz. Şimdi bunu bir adım ileri götürelim, diyelim ki MerhabaDunya bileşeni parametre olarak selamlayacağı kişinin ismini bir parametre olarak alsın ve bu kişinin ismini görüntülesin.

Fonksiyonların giriş parametrelerine benzer bir şekilde React bileşenleri de props adında bir nesne içerisinde parametre kümesi alabilir ve bu parametrelere props üzerinden render metodunda erişebilir. MerhabaDunya bileşenini bu şekilde yeniden yazalım:

var MerhabaDunya = React.createClass({
  render: function () {
    return <div>Merhaba {this.props.isim}</div>
  }
})

Buradaki { } (süslü parantezler) yine React'in JSX aracıyla JavaScript'e yaptığı bir ekleme, alt tarafta aslında parantezin icindekiler fonksiyon parametresine dönüşmekte. Yani <div>Merhaba {this.props.isim}</div> yerine React.createElement("div", null, "Merhaba", this.props.isim) de yazabilirdik.

Şimdi de Selamlama bileşenimizi MerhabaDunya bileşenine isim parametresini aktaracak şekilde yeniden yazalım:

var Selamlama = React.createClass({
    render: function () {
      return <div>
         <MerhabaDunya isim="Üstün"/>
         <MerhabaDunya isim="Özgür"/>
       </div>
     }
})

İşte bu noktada artık MerhabaDunya adında yeniden kullanılabilir ve arayüzü, yani giriş degişkenleri tam olarak belirlenmiş bir çocuk bileşenimiz oldu.

Veri değişimi

React'in temel felsefesinden bahsederken React'in asıl öneminin verinin değiştiği uygulamaları yönetmek olduğunu söylemiştik. Şu ana kadar verdiğimiz örneklerde veri hep sabit olduğu için bunu henüz görmedik. Verideki değişimi örneklemek için bir Sayaç bileşeni düşünelim.

Sayaç bileşenindeki değişkenleri düşünecek olursak tek değişkenimiz sayaç adında bir sayı. React'te bileşen ait değişkenler state adında bir nesnede toplanmakta. Yani nasıl ki props adında tepeden çocuk bileşene gönderilen parametrelerin toplandığı bir nesne var, çocuk bileşendeki değişimleri izlemek için de state adında bir nesne bulunmakta. Bu state'in ilk değerini vermek için yazmamız gereken bileşen metodu ise getInitialState. Bunu yaptıktan sonra artık bu state değişkenine render içerisinde erişebiliyoruz.

var Sayac = React.createClass({
    getInitialState: function () {
      return {sayac: 0};
    },

    render: function () {
         <div>Sayaca {this.state.sayac} kez tıkladınız</div>
    }
})

Şimdi sayacı artıracak bir de düğme ekleyelim.

var Sayac = React.createClass({
  getInitialState: function () {
    return {sayaç: 0};
  },

  render: function () {
    return (
      <div>
        Sayaca {this.state.sayac} kez tıkladınız
        <button>Sayaç</button>
      </div>);
    }
})

Amacımız bu düğmeye her tıkladığımızda sayacı bir artırmak. Bunun için sayaç'a bir onClick handler fonksiyon eklememiz ve bu fonksiyonda state'teki sayacı bir artırmamız gerekmekte.

var Sayac = React.createClass({

    getInitialState: function () {
      return {sayac: 0};
    },

    artir: function () {
        // Buraya ne yazmalıyız?
    },

    render: function () {
      return (
        <div>
          Sayaca {this.state.sayac} kez tıkladınız
          <button onClick={this.artir}>Sayaç</button>
        </div>;
    }
})

İşte burada React'in state'e diğer birçok kütüphaneye göre farklı bakış açısı devreye giriyor. React'te yapacağınız her veri değişimini mutlaka setState denilen bir metod üzerinden yapmanız gerekiyor, bu şekilde React sistemde bir şeylerin değiştiğini ve render metodunu yeniden çalıştırması gerektiğini anlıyor.

var Sayac = React.createClass({
  getInitialState: function () {
    return {sayac: 0};
  },

  artir: function () {
    var suAnkiSayac = this.state.sayac;
    this.setState({sayac: suAnkiSayac + 1});
   },

  render: function () {
    return (
      <div>
        Sayaca {this.state.sayac} kez tıkladınız
        <button onClick={this.artir}>Sayaç</button>
      </div>)
    }
})

Örneğin AngularJS ile karşılaştıracak olursak AngularJS'te setState benzeri bir şey yok, doğrudan değişkeni değiştiriyorsunuz, bu nedenle AngularJS'in sayfada bir değişiklik olup olmadığını anlamak için sürekli digest loop (sindirim döngüsü) adı verilen kod parçası gerekmekte. Bu döngü de büyük uygulamalarda performans sorunlarına yol açıyor, sistemin neyi ne zaman değiştireceğini anlamayı güçleştiriyor.

React'te ise state değişiklikleri explicit, yani açık seçik belirtilmiş durumda. React'in felsefesine göre veri değişiklikleri bir uygulamadaki en önemli zorluğu oluşturmakta, bu nedenle her türlü değişiklik mutlaka açık seçik setState üzerinden yapılmakta.

Şimdi sayaç uygulamamızı biraz geliştirelim, örneğin 0'dan ileri doğru sayarken aynı zamanda da 10'dan 0'a doğru bir gerisayım yapsın; ama bu iki sayı birbiri ile tamamen bağlantılı olsun. Yani sayaca 3 kez tıklarsak "3 kez tıkladınız, 7 kez daha tıklayın" desin. Şimdi burada kaç farklı değişken kullanmamız gerekmekte? İşte React uygulamaları geliştirirken kendimize sürekli sormamız gereken soru bu olacak: Veriyi nerede ve nasıl saklamalıyım?

Bu uygulamada iki farklı veri görüntülenecek olsa da aslında kaynakta sadece tek sayaç değeri olduğunu görmeliyiz. Bu nedenle state'te sadece kaç kez tıklandığı değerini tutmamız yeterli. İşte React uygulamalarında sıklıkla düşünmemiz gereken önemli noktalardan biri de yine bu kaynak veri ve bu veriden oluşturulan işlenmiş veri konusu. Burada tek bir kaynak veri var; ancak iki farklı işlenmiş veri bulunmakta. State'te sadece kaynak veriyi tutmalı, işlenmiş verileri render metodunda anlık olarak hesaplatmalıyız.

Bu değişiklikle Sayaç bileşenimizi yeniden yazalım:

var Sayac = React.createClass({
  getInitialState: function () {
    return {sayac: 0};
  },

  artir: function () {
    var suAnkiSayac = this.state.sayac;
    this.setState({sayac: suAnkiSayac + 1});
  },

  render: function () {
    return (
    <div>
      Sayaca {this.state.sayac} kez tıkladınız.
      {10 - this.state.sayac} kez daha tıklamalısınız.
      <button onClick={this.artir}>Sayaç</button>
    </div>
    );
  }
})

Gördüğünüz gibi render metodumuz görüntümüzün uygulamanın her anında nasıl görüneceği hakkında bize doğru bilgi veriyor. Yani render sadece ilk anda oluşturulan, sonra elle yama yapılması gereken bir görüntü sağlamıyor, her zaman doğru görüntü verecek bir sonuç veriyor.

Ana Bileşen-Çocuk Bileşen Haberleşmesi

Son olarak da çocuk bileşenlerin ana bileşen ile nasıl haberleşeceğine göz atalım. Burada da örneğin iki farklı sayacımız bulunsun, birine tıkladığımızda hem kendi değerini artırsın, hem de diğer sayacın değerini bir azaltsın. Şimdi burada düşünmemiz gereken konu şu: Veriyi, yani state'i nerede saklamalıyız? Çocuk bileşenlerin kendilerine ait birer state'i mi olsun, yoksa ana bileşen her iki state'i de kendisinde tutup bunları parametre olarak çocuklara mı aktarsın?

Bu soruya döneceğiz, ama bir de chat uygulamasına dönüp aynı soruyu orada soralım: Burada arkadaş listesi hangi bileşende tutulmalı, ana bileşende mi, çevrimiçi sayısını gösteren bileşende mi, yoksa arkadaşların isimlerinin gösterildiği bileşende mi? Aynı veriye hem isim listesinde, hem de sayı bileşeninde gereksinim duyulduğu için bu verinin en tepede tutulup aşağıya doğru aktarılması en mantıklısı.

Sayaç uygulamasına dönelim, burada da verinin ana bileşende tutulup çocuklara bir parametre olarak aktarılması daha mantıklı. Bunun bir güzel yanı da tüm değişkenlerin veritabanı mantığına benzer şekilde merkezi bir yerde toplanması. Bu sayede çocuk bileşenler verinin yönetimi konusuyla çok ilgilenmemekte, basit veri gösterici bileşenlere dönüşmekte.

Peki bu durumda çocuk bileşenler verinin değişmesi gerektiğini ana bileşene nasıl haber verecek? İşte bu noktada parametre olarak çocuklara aktarılan callbackler ya da event handler'lar devreye giriyor. Çocuk bileşenlere ana bileşenden önemli bir olay olduğunda çalıştırması gereken kod bir parametre olarak aktarılıyor. Çocuk bileşen çalışacak kodun içeriğini bilmek zorunda değil, hatta bilmemesi daha da iyi, tek yapması gereken tepedeki bileşenden gelecek fonksiyonu çağırması gerektiği.

Dolayısıyla React'teki veri akışını şu şekilde özetleyebiliriz: Veri tepeden aşağı doğru tek yönlü akar, aşağıdaki bileşenler değişiklikleri tepeye geri arama (callback) fonksiyonları ile haber verir, bu haber ile tepedeki bileşenler veriyi değiştirir ve yeni veriyi tepeden aşağı aktarır. React de veri değişikliğini fark ederek veri ile görüntüyü senkronize eder.

Şimdi bu metodolojiyi kullanarak iki sayaçlı uygulamamızı yazalım, öncelikle görmemiz gereken artık sayaçların değerlerini state'ten değil props'tan aldıkları ve düğmelere tıklandığında tepeden hangi kod aktarılırsa onun çalıştırıldığı:

var Sayac = React.createClass({

  render: function () {
    return (
    <div>
      Sayaca {this.props.sayac} kez tıkladınız.
      {10 - this.props.sayac} kez daha tıklamalısınız.
      <button onClick={this.props.artir}>Sayaç</button>
    </div>);
  }
});
var Sayaclar = React.createClass({
  getInitialState: function () {
    return {sayac1: 3,  sayac2: 5};
  },

  sayac1Artir: function () {
     this.setState({sayac1: this.state.sayac1 + 1,
                    sayac2: this.state.sayac2 - 1});
  },

  sayac2Artir: function () {
     this.setState({sayac1: this.state.sayac1 - 1,
                    sayac2: this.state.sayac2 + 1});
  },

  render: function () {
     return (
       <div>
        <Sayac sayac={this.state.sayac1} artir={this.sayac1Artir}/>
        <Sayac sayac={this.state.sayac2} artir={this.sayac2Artir}/>
      </div>);
  }
})

Böylece sistemdeki asıl karmaşıklık, merkezi olarak tepede, ana bileşende toplanmış oldu, aynı Sayaç bileşenini iki farklı bileşen için kullanabildik. Sonuç olarak React'in veriyi merkezileştirme ve uygulamayı bileşenlere ayırmasının uygulamanın geliştirilmesini ne kadar kolaylaştırdığını ve hatalardan ayırdını görmüş olduk.

Diğer Önemli Konular

Reactjs konusunda diğer önemli konular olarak şunları sayabiliriz:

  1. Geliştirme aşamasında React DevTools çok büyük kolaylık getirmekte, HTML DOM yapısına benzer şekilde bileşen ağacının görülmesine, bileşenlerin props ve state değişkenlerinin incelenmesi ve değiştirilmesine olanak vermekte.

  2. node.js kullanarak sunucu tarafında React çalıştırmak suretiyle isomorphic denilen hem sunucu, hem istemci tarafında çalışan uygulamalar geliştirilmesi. Burada React.render yerine HTML çıktısını string olarak oluşturan React.renderToString kullanılmakta ve bu uygulamalar sayesinde daha hızlı görüntülenen uygulamalar yapılabilmekte.

  3. Yeni duyurulan React Native ile bu yapının iPhone ve Android geliştirmesinde kullanılması mümkün hale geldi. Burada PhoneGap tarzı HTML'in mobil uygulamaya gömülmesi değil, doğrudan native (yerel) uygulamalar geliştirilmesi sözkonusu.

  4. React uygulamaları daha büyüdükçe, veri yönetimi için yine Facebook'un duyurduğu Flux kütüphanesi kullanılmakta. React'te değişken verinin giderek yukarı çıktığını gördük, bunun bir sonraki adımı verinin tamamen bileşenlerin dışında Store (depo) denilen bir yapıda tutulması ve bileşenlerin bu Store'lardaki verilere üye olması. Store'lardaki değişimlerin de bileşenlerden gelen action (hareket) denilen değişiklik haberlerine göre yapılması.

Sonuç

Sonuç olarak React'in 3 temel özelliği olduğunu gördük. Birincisi veri değişimlerinin her zaman açık seçik yapıldığı ve verinin tek taraflı olarak aktarıldığı. İkincisi uygulamanın bileşenlere ayrıldığı ve bu bileşenlerin verilerini tepeden props, kendi içinde state şeklinde yönettiği ve yukarıda bir değişiklik yapılacaksa bu değişikliklerin callbackler ile yapıldığı. Üçüncüsü veri ile görüntü senkronizasyonu için bileşenlerin görüntüsünün her zaman baştan oluşturulduğu, React'in de sanal DOM adı verilen metodla bunu çok hızlı bir şekilde yaptığı. Bu özellikler sayesinde React kütüphanesi ile yüksek performanslı arayüzleri hızlı ve hatasız şekilde geliştirebilmekteyiz.